AB uyum sürecinde etkinliği arttırılmaya çalışılan dernekler vatandaşlardan ilgi bekliyor
İl Dernekler Müdürü Bülent Korkmaz, illegal faaliyette bulunan derneklerle mücadele ettiklerini, güvenilir ve çalışkan derneklerle topluma birey olma bilinci kazandırıldığını anlattı.
TUĞÇE DOĞANELİ
Dernekler, tamamen gönüllülük felsefesi ile hizmet akışı sağlayan, devlet, piyasa ve aile dışında kalan alanlar olarak tanımlanıyor. 2002 yılında Avrupa Birliği’ne tam üyelik için düğmeye basan Türkiye’de sivil toplum yapısı üzerine çalışmalar başladı. İl Dernekler Müdürü Bülent Korkmaz’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de sivil toplum yapısı şekillendirilmeden önce Türkiye’deki yapı AB kriterleri ile ters düşüyordu. Türkiye’de derneklerin uzun yıllar emniyet birimlerince şekillendirildiğini dile getiren Korkmaz,
Uyum süreci nedeniyle oluşturulan sivil toplum teşkilatlanmasını anlattı. 2003 yılında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Dernekler Dairesi Başkanlığı sonrasında 81 ilde il müdürlükleri oluşturulduğunu anlattı. Yapılan düzenlemeleri ‘Zihniyet değişikliği’ olarak değerlendiren Korkmaz, “Sivil toplumu kısıtlayıcı yasalar vardı. Son yıllarda bazı düzenlemelere gidilerek bu maddelerin değiştirilmesi sağlandı ama mevcut kanunun çerçevesi değişmediği için bir kanunu değiştirseniz bile başka bir zorlaştırıcı kanun karşınıza çıkıyordu.
23 Kasım 2004 tarihinde yeni bir kanun ile 5250 sayılı Dernekler Kanunu yürürlüğe girdi. 2004 yılı itibariyle ilk olarak kurumsal yapı değişimi ikinci olarak da mevzuat değişimi yapıldı. Sivil toplumun daha pozitif çalışması için devlet hamlesi gerçekleşmiş oldu” diye konuştu.
“Devlet vatandaşa yaklaştı”
Yapılan düzenlemelerin vatandaşlara birey olma bilincini kazandırdığını ifade eden Korkmaz, “Sivil toplumu denetlemeden ziyade, onlara rehberlik ederek iyi çalışmalar yapılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Devlet, bu dönüşümün sonucunda sivil toplumu muhatap almaya başladı. Bugün kamu sektöründe, birçok kanunda oluşturulacak komisyon ve çalışma gruplarının içine mutlaka sivil toplum örgütlerinden temsilciler bulunduruluyor, Devlet, vatandaşa yaklaştı diyebiliriz. Devlet mekanizmaları ile sivil toplumun taraf olma durumunu ortadan kaldırdı. Birlikte çalışma ruhunu geliştirdi.” dedi.
Çıkar gözetenlere af yok
9 yıldır sürdürülen çalışmaların sivil toplumun gelişimine büyük fayda sağladığını anlatan Korkmaz, vatandaşların dernek faaliyetlerine olan ilgisinin ve güvenin arttığını da anlattı. Dernek çalışmalarının önceki yıllarda yasadışı faaliyetlerle bağdaştırıldığını ifade eden Korkmaz, bu yanlış algıyı değiştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını söyledi. Korkmaz, “Kumar sektöründen tutun da hayvan dövüştürmesine kadar farklı konularda eylemlerde bulunan dernekler vardı. Bu da Türkiye’nin bir gerçeği maalesef. Tavizsiz bir şekilde mücadele ediyoruz, Emniyet Müdürlüğümüze de teşekkür ediyorum. Onlarla çok ciddi bir koordine ile çalıştık ve çıkar amaçlı çok fazla aktif yapıda dernek kalmadığını söyleyebilirim.” dedi.
“İhbarları değerlendiriyoruz”
Fırsatçı derneklerle mücadelede vatandaşların da her türlü ihbarını değerlendirdiklerini anlatan Korkmaz, lokallerin çevreye verdiği rahatsızlıkların bile denetlenebildiğini kaydetti.
Derneklere denetçi kimliklerinden çok, rehber olarak hizmet verdiklerini ve otokontrolü sağlamaya çalıştıklarını anlatan Korkmaz, yılın belirli dönemlerinde yapılan denetimlerin dışında da çok sayıda denetim yaptıklarını, yapılan denetimlerin yüzde 90 gibi bir oranını da ihbarları değerlendirerek gerçekleştirdikleri bilgisini verdi. Vatandaşların da iyi niyetli olmayan derneklere karşı uyanık davranması gerektiğini hatırlatan Korkmaz, “Bazı engelli dernekleri var; yardım toplama adı altında usulsüz eylemlerin yapıldığını basından da takip edebiliyoruz. Kanunun bize verdiği yetki çerçevesinde yapılan eylemin karşısında gerekli işlemi yapıyoruz; ama bu çözüm değildir. Hayır yapmak güzel bir şey ama sormak paraların nereye gittiğini, dernek üyelerinin ellerindeki belgeleri sorgulamak gerekiyor. Birçok vatandaşımız bu sorgulamaları yaparken kafasına bir şey takılıyor ve bize ulaşarak merak ettiklerini soruyorlar. Bu sayede belge düzenleyerek para toplayan kişilerle ilgili çok sayıda işlem yaptık. Çevresindeki dernek ve lokallerin faaliyetlerinden rahatsız olan vatandaşlarımız varsa bizlere ihbarda bulunabilirler, yasal anlamda sıkıntı unsuru varsa gerekeni yaparız.” diye konuştu.
“Desteğe hazırız”
Gelişen teknoloji ve yürütülen etkin politikalar ile insanların daha bilinçli olduğunu, dernekleşmelerde fayda unsurunun öne çıkmaya başladığını da ifade eden Korkmaz, “Dernekçilik temelinde yatan çıkar düşüncesi artık zayıflamaya başladı. Burada derneği kurup topluma nasıl katkı sağlayabilirim, meslek grubumu nasıl geliştirebilirim gibi düşünceler temelinde şekillenen bir dernekçilik anlayışı başladı. Bu büyük bir dönüşüm. Dernek faaliyetlerinin gönüllülük ve fayda esasına uygun olarak çalışan herkesle kol kola çalışmaya hazırız.” dedi.
Sayı az nitelik fazla
Ülkemizde kişi başına düşen dernek sayısının gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında henüz istenilen seviyeye ulaşamadığını ancak derneklerde kaliteli projelerin üretildiğini belirten Korkmaz, “İzmir’de 5 bin 98, Türkiye genelinde ise 92 bin 956 derneğimiz var. Şu an Türkiye’de sisteme kayıtlı dernek üyesi sayısı 8,5 milyon. Ancak bir kişinin farklı derneklere üye olması durumunda da her dernekteki üyeliği farklı bir kişi gibi sayılıyor. Yani sayı çok daha düşük. İzmir’de kayıtlı dernek üyesi sayısı ise 460 bin civarında, gönül ister ki bu sayıyı daha yukarılara taşıyalım. Örneğin 7 milyon nüfuslu İsviçre’de 17 milyon civarında kayıtlı dernek üyesi var. Gelişmiş ülkelerde her vatandaşın birden fazla derneğe üye olduğunu görüyoruz. Ancak niteliğe bakarsak kurumsal kimliğini kazanmış, ciddi işler yapan derneklerimizin sayısı da az değil.” dedi.
Proje üret, hibeyi kap
Dernek sisteminin gelişememesinde ekonomik sorunların yer aldığını ifade eden Korkmaz, derneklerin icraatlarını gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu parayı üye aidatlarıyla karşılamaya çalıştığını; ancak toplumun ekonomik yapısının bu aidatları ödemek için uygun olmadığını hatırlattı. dernekleri maliyet sıkıntısından kurtarmak için AB fonlarından faydalanmaya çağıran Korkmaz hibe olanaklarından faydalanacak kaliteli işler yapılması çağrısında bulundu. Fonlar hakkında bilgi veren Korkmaz, “Mümkün olduğu kadar derneklere destek olmaya çalışıyoruz. Bizim için projeler çok önemli. AB üye ülkelerinde sivil toplum kuruluşları yaklaşık 500 ayrı kuruluştan fon alabiliyor. Türkiye gibi aday ülkeler ise 300 civarında fondan faydalanabiliyor. AB, büyük elçilikler daha önemlisi devlet yapısı itibariyle de bakanlıklar bazında derneklere hibe verilebiliyor. Örneğin, İçişleri Bakanlığı’nın 2011 yılı bütçesi 10 milyon liraydı. Bu meblağ Türkiye genelinde yaklaşık 200 derneğe karşılıksız fon olarak sağlandı.” açıklamalarında bulundu.
“Sivil topluma katılın”
İzmirlileri dernek kurma ve derneklere üye olma konusunda cesaretlendiren Korkmaz, sivil topluma katılmanın faydalarını ise şöyle anlattı: “Ülkemizde örgütlenme özgürlüğü ile ilgili büyük bir rahatlama var. Şu an da dernekçilik ile ilgili korkulacak bir şey yok. Bence herkesin bir sivil toplum kuruluşunda görev alması vatandaşlık sorumluluğudur. Dernekler insanların kendisini geliştirmesine, demokratik yapıyı öğrenmesine katkı sağlar. İhtiyacı olanlara yardımcı olmanın hazzını yaşatır. Bir ülkede güçlü bir sivil toplum yapısının olması, devleti de daha güçlü, daha etkili yapar. Öte yandan birey olarak sosyal sorumluluk taşımalı insanlar. Herkesin ekonomik durumu yeterli gelmeyebilir ama bir şekilde insanlara hizmet edilebilir. Sivil toplumun gereğini anlamak ve içinde olmak gerekiyor. Bence şöyle bir düşünce olmalı insanlarda: Bende var olan gücü, olmayanlarla paylaşmalıyım.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder